SUGGESTOPEDIA-TELKİNBİLİM
HIZLANDIRLMIŞ ÖĞRENME
Son yıllarda yapılan birçok araştırma, insan beyninin müthiş bir potansiyele sahip olduğunu, aklın yaratılıcılık kapasitesinin sonsuz olabileceğini, bilinçli komutlarla beyin merkezimizin geliştirilebileceğini ve düşleyemediğimiz güçlerimizi kullanabileceğimizi ortaya koymuştur.
Bilim adamları insanların içinde yaşadığı kozayı kırdığını, içindeki potansiyeli fark ettiğini, bu potansiyeli çeşitli metotları uygulayarak, öğrenme sistemlerinin geliştirilebileceğini, çeşitli deneylerle kanıtlamışlardır. Bütün bu araştırmaların temelinde insanın mantıklı bir zekâya, bedene ve yaratıcı zekâya sahip olduğu ilkesi diğer bir deyişle bedenin sağ ve sol beyinle uyum içinde kullanılması ilkesidir yatmaktadır. Düşünme süreci konusundaki karmaşık araştırmalar, sağ ve sol beynin uyumu kavramına yönelmiştir. Teoriye göre beynimizin sol tarafı, mantıklı, akıllı, analitik düşünür. Beynimizin sağ tarafıysa, içgüdü, yaratıcılık ve düş gücüyle ilgilenir. Teoriler, sol beynin, bedenin ve sağ beynin birbirlerine karşı çalışmalarına ve yeteneklerinizi kısıtlamalarına engel olarak, bu üç faktörü birlikte çalıştırarak Hızlandırılmış öğrenmeyi ortaya çıkarır. Hızlandırılmış öğrenme teknikleri uygulanırken, insanlardaki mevcut bazı olumsuz kanıları örneğin; korkuları, suçluluk duygusunu, kendini küçük görme ve sınırlı yetenekleri ortadan kaldırmaya yönelik programlar da birlikte uygulanmaktadır. Kendimizi engellediğimiz birçok duvarı yıkıp, engellenmemiş kişiliğimizi ortaya çıkarır. Hızlandırılmış öğrenme size yeni bir şey vermez, zaten sahip olduğunuzu yani kendinizi ortaya çıkarır.
Eğitimciler buna engellenmemiş, kendini merkeze koyan ve ışık saçan kişilik ” diye tanımlarlar.
1960’lı yıllardan sonra özellikle Bulgar ve Rus bilim adamları insanların öğrenme yeteneklerini ve bellek gücünü arttırma üzerine çalışmalar yapmaya başlarlar. Bulgarlar 1960 yılında Sofya’da Dr. Lozanov yönetiminde Öneri Bilim Enstitüsü’nde çalışmalarını hızlandırırlar. Araştırmacılar beyin kapasitemizin yüzde onunun kullanıldığını, geri kalan yüzde doksanının harekete geçirilmesinin öğrenilmesi gerektiğini vurgulanmaktadır. Dr. Lozanov Öneri Bilim Sistemi adını verdiği öğrenme sistemi ile insanların akıl ve bedenlerinin kapalı noktalarına erişmeyi, beynin sağ ve sol kısımlarının bir orkestra gibi uyum içinde çalışıp, insanların yapmak istediklerini daha iyi yapmalarını sağlamaktadır.
Öğrenmeyi elli misli hızlandıran sistemde; temel eğitimde, ilk başlayan programlarda, yeni bir iş öğrenmede ve kişinin yeteneklerini genişletmede inanılmaz sonuçlar elde etmiştir. Araştırmalar sonucunda beynin engellemeden, rahatsız edilmeden çalışması durumunda her türlü bilgiyi sünger gibi emdiğini, beynimizin bilgileri kayıt makinesi gibi kayıt ettiğini tespit etmişlerdir. Öneri bilim yönteminde müzikle birlikte yabancı dil öğrenimi uygulanmış iki saatlik bir seansta 120–150 kelimenin çoğunun okunup-yazılmasını ve gramer kurallarını da zahmetsizce öğrenmişlerdir. Gayret göstermeden hiçbir şey öğrenemeyeceklerini düşünmelerine rağmen, birkaç hafta içinde daha önce tek kelime bilmedikleri yabancı dili su gibi öğrenmişlerdir.
Öneri bilim Enstitüsü, eğitimciler, doktorlar ve mühendislerin birlikte çalışmaları ile hızlı öğrenme ve süper belleği nelerin harekete geçirdiğini anlamaya çalışırlar. Bu kurstan mezun olanlar sık sık merkeze çağrılıp çeşitli sınavlara tabi tutulmuş, böylece öğrenciler hızlı öğrenmenin yanında öğrendiklerini de unutmamışlardır. Dr. Lozanov’un; aklın kapalı kapılarını açarak süper belleği geliştirmek ve hızlı öğrenimi sağlamak için kullandığı müzikli hatırlama yöntemi üzerinden epey bir zaman geçmiştir. Bugün bu sistem diğer ülkelerde de kullanılmaktadır.
* Hızlandırılmış öğrenme ile ilgili çalışmalarda bazı psikolojik engellerin öğrenmeyi engellediği ortaya çıkmış bunlar genelde şu başlıklar altında toplanmıştır;
* Eleştirici/Mantıksal Engel: Kişinin başkaları başarır, ama ben asla şeklindeki yorumları.
* Sezgisel/Duyusal Engel: Daha önceki deneyimlerin, beceriksizliklerin güvenini sarsması, gelecekteki hayatını da etkiler.
Etik/Ahlaksal Engel: İnsanların çoğu öğrenmenin zorlu, sıkıntılı ve ağır bir iş olduğuna şartlanmışlardır.
Hızlandırılmış Öğrenme Nasıl Gerçekleşir.? :
Potansiyelinizi yükseltmek ve kendinizi iyi hissetmek için çeşitli teknikler yüzlerce araştırma sonucu ortaya konulmuştur. Bunlar kısaca;
(a) Rahatlama Egzersizi:
Bu tip egzersizler sadece beden gerginliğini gidermek için değil, bilinçaltıyla bağlantı kurulmanın da ilk adımlarıdır. Kas gerginliklerini gidermek vücudun gevşemesi insanların yorgunluktan kurtulup, canlı, faal ve iyi bir konsantrasyon için de ilk adımdır.
(b) Psikolojik Gevşeme:
Fiziksel gerginlik ve gevşeme gibi beden hareketlerinin yerine, hayal gücüyle gevşemede bir diğer gevşeme yöntemidir.
(c) Öğrenmenin Ve Hatırlamanın Zevki:
Kişi; kendi kendisine“kolay öğrenirim, mükemmel hatırlarım” demekle, öğrenmeyi ve hatırlamayı harekete geçiremez. Aklın derinlikleriyle, bilinç altıyla iletişim kurarken mesajları iletmeye yardımcı olan duygulardır. Başarılı bir deneyim sonunda hissedilen zafer duygusu, keyif hatırlanırsa öğrenme sürecinde daha hızlı bir etkileşim ortaya çıkar.
(d) Tempolu Nefes Alma:
Bu egzersizde ise ritimle nefes almayı öğrenme ve nefes kontrolüyle beden ve akıl ritimlerini yavaşlatma için kullanılır.
Dr. Lozanov’un Öneri bilim Enstitüsünce geliştirilen Hızlandırılmış öğrenme teknikleri 1976 yılından beri Bulgaristan’da 17 devlet okulunda- Lozanov’un yöntemiyle- ders işleme şeklinde uygulanmaktadır. Bu okullara devam eden çocukların her birinin dahi olduğunu düşünün. Bu tür bir öğrenim sistemi ile hasta çocuklar, ağır öğrenen çocuklar bile istenen standartta ulaştırılabilir.
Bütün bu gelişmeler askeri kesiminde gözünden kaçmamış, Askeri Akademilerden bu tekniği incelemek üzere çok sayıda kişinin geldiği de tespit edilmiştir. Ordu hızlı öğrenmeyi, sadece okuması yazması olmayan acemi erlere değil, aynı zamanda modern askeri silahların nasıl çalışacağını gösteren teknik bilgileri öğrenmesi gereken personele de uygulamak istemektedir. 1977 yılından sonra bu teknikler Bulgaristan ve Rusya tarafından uygulanmıştır.
Batı dünyası bu gelişmeleri yakından takip etmiş, kendi ülkelerine taşıyarak, eğitim sistemlerinde uygulayarak öğrenme performanslarını çok üst seviyeye çıkarmışlardır. Batılılar Hızlandırılmış öğrenme, süper bellek sistemini ilk kez duydukları zaman sistemi rahat koltuklara oturup, müzik eşliğinde yabancı dil kasetleri dinleme şeklinde algılamışlar, uygulamaya başladıklarında başarısız olmuşlardır.
1960’lı yıllardan sonra özellikle Bulgar ve Rus bilim adamları insanların öğrenme yeteneklerini ve bellek gücünü arttırma üzerine çalışmalar yapmaya başlarlar. Bulgarlar 1960 yılında Sofya’da Dr. Lozanov yönetiminde Öneribilim Enstitüsünde çalışmalarını hızlandırırlar. Araştırmacılar beyin kapasitemizin yüzde onunun kullanıldığını, geri kalan yüzde doksanının harekete geçirilmesinin öğrenilmesi gerektiğini vurgulanmaktadır. Dr. Lozanov Öneribilim Sistemi adını verdiği öğrenme sistemi ile insanların akıl ve bedenlerinin kapalı noktalarına erişmeyi, beynin sağ ve sol kısımlarının bir orkestra gibi uyum içinde çalışıp, insanların yapmak istediklerini daha iyi yapmalarını sağlamaktadır.
Öğrenmeyi elli misli hızlandıran sistemde; temel eğitimde, ilk başlayan programlarda, yeni bir iş öğrenmede ve kişinin yeteneklerini genişletmede inanılmaz sonuçlar elde etmiştir. Araştırmalar sonucunda beynin engellemeden, rahatsız edilmeden çalışması durumunda her türlü bilgiyi sünger gibi emdiğini, beynimizin bilgileri kayıt makinesi gibi kayıt ettiğini tespit etmişlerdir. Öneribilim yönteminde müzikle birlikte yabancı dil öğrenimi uygulanmış iki saatlik bir seansta 120-150 kelimenin çoğunun okunup-yazılmasını ve gramer kurallarını da zahmetsizce öğrenmişlerdir.
Gayret göstermeden hiçbir şey öğrenemeyeceklerini düşünmelerine rağmen, birkaç hafta içinde daha önce tek kelime bilmedikleri yabancı dili su gibi öğrenmişlerdir.
Müziğin öğrenme potansiyeline bir başka sebepten dolayı da katkısının olduğunu ortaya koyan "telkin yöntemi" (suggestopedia) psikiyatr ve eğitimci olan Bulgar Georgi Lozanov tarafından bulunmuştur.
Özellikle stressiz bir öğrenme, beden ve zihin faaliyetlerinin bir ahenk içinde çalışmasını sağlamaktadır. Bu şartlarda öğrenilen bilgiler daha kalıcı olmaktadır. Lozanov yaptığı araştırmalarda çok özel bir müziğin, yine çok özel bir ritimde olması kaydıyla, insanın beden fonksiyonlarını stressiz bir ortama sokarak öğrenme konsantrasyonunu artırdığını keşfetmiştir.
Özellikle kolay ve kalıcı öğrenme beyin alfa dalgası ortamındayken gerçekleşmektedir. Lazanov'un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 ile 12 Hz. aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığı gözlenmiştir. Lozanov yaptığı deneylerde her klasik müzik parçasının dinleyenleri alfa beyin dalgaları ortamına sokmadığını ve en etkili parçaların 60 vuruşlu "largo" tempolu ve 4/4 veya 3/4 ölçülü olan "barok müzik" eserlerinden oluştuğunu tespit etmiştir.
SOFYA TELKİNBİLİM ENSTİTÜSÜ
Prof. Lozanov Sofya Telkinbilim Enstitüsü’nde yönetici olarak görev yapmaktadır. Çalışmaları ile Amerika’da bile tanınmış ve kendisine haklı bir ün sağlamıştır. Lozanov ilk çalışmalarında, yabancı dil öğreniminde oldukça kolaylık sağlayan bir metot keşfetmiş ve geliştirmiştir.
Bu enstitüde, Lozanov metoduyla oldukça hızlı ve sıkılmadan yabancı dil öğretimi yapılmaktadır.
Daha ilk derste, bu kursa katılan her meslekten ve yaştan insan şaşkınlıklarını gizleyemez. Dershane salonları daha çok, derin koltuklarla döşenmiş ve yumuşak tonda ışıkla aydınlatılmış, rahat bir oturma odası havasını verir.
İlk aşamada kursiyerlere, öğrenecekleri dile uygun olarak yeni bir isim, meslek ve adresi benimsemeleri için istekte bulunulur. Böylece alıştıkları, uzun zamandır içinde bulundukları sosyal kişiliklerini bir kenara bırakmış olurlar. Bunun için kursiyerlerin çok fazla bir gayret sarf etmeleri gerekmez.
Yalnızca orada olmaları ve bundan dolayı kendilerini mutlu hissetmeleri yeterlidir.
Öğretim esas olarak, gündelik olayların neşeli sohbetler halinde sürdürülmesine dayanır. Bu aşamada, sürekli tekrarlar, konu çözümlemeleri ve öğrenilen yeni kavramların hafızaya aktarılması ile bilgiler aktif hale geçirilir. Kursiyerlerin öğrendikleri dilin ana hatlarına hâkimiyetleri artıkça diğer bir aşamaya zemin hazırlanmış olur. İkinci aşamada Lozanov, üzerinde çalışılan okuma parçalarını değişik ses tonları kullanarak kursiyerlere dikte eder. Bazen çok güçlü ve otoriter sesle, bazen de yumuşak bir fısıltıyla sürdürür okumasını.
Bir sonraki aşamada, fonda hoş bir müzik çalarken, aynı okuma parçası defalarca dinlenir. Kursiyerler hiçbir görsel destek olmaksızın (poster, slayt vb.) koltuklarına gömülmüş, Lozanov’un normal bir hızda okuduğu parçayı dinler durumdadırlar.
Burada amaç; süjenin o an gevşemesine yardımcı olan etkenleri kullanarak, üzerinde dikkatini yoğunlaştırdığı yabancı dildeki okuma parçasına hakim olmasını sağlamaktır.
Prof. Lozanov bu şekilde, 96 bölümden oluşan dersleri, 45’er dakikalık seanslar halinde bir aylık zaman dilimine dağıtmıştır.
Bu bir aylık dilimde, kursiyerler 1800 kelime, deyim ve gramer kalıbını kavramışlardır.
Yapılan testlerde başarı oranı yaklaşık %70 olarak tespit edilmiştir. Kursiyerler, kendilerine verilenin büyük bir kısmını akıcı bir konuşmada kullanabilmişlerdir.
Elde edilen bu hız, fazlasıyla ilginç ve düşündürücüdür.
Genelde, kişiye, hızlı öğrenilen kavramlar çok daha çabuk unutulurmuş gibi gelir. Oysa Lozanov’un ekibi, kurs bitiminde süjelerin herhangi bir yardım olmaksızın, %93 düzeyinde öğrendiklerini hatırladığını gösterdi.
Kurs bitiminden üç ay sonra seviye azalacağına, %100 gibi bir değere ulaştı ve altı ay sonrasına kadar durumunu korudu. Aradan bir yıl geçmesine ve süje hiçbir ara çalışma yapmamasına rağmen değer %80 olarak ölçülmüştür. Ancak iki yıl sonra %60’a düşer.
Görüldüğü gibi sonuç fazlasıyla hayret vericidir. Lozanov özellikle ilk üç aylık dönem üzerinde dikkatini yoğunlaştırmıştır. Bu dönemde şuuraltı bilgileri saklayan, muhafaza eden derin bir kap gibi görev yapmıştır.
Bu metodun başarısı üzerine psikoterapide kullanılan teknikler sadeleşmiş ve yeni esaslara bağlanmıştır.
Telkin ile yapılan tedavilerde, fizik ve ruh gevşemesinin gerekli olduğu görülmüştür. Gevşeme sağlandıktan sonra, telkinler şuuraltını yeterli şiddette uyarabilmektedir. Böylelikle hastalardaki iyileşme oranı hatırı sayılır derecede artmaktadır. Hastalardaki bu telkine açık, aşırı duyarlı safhayı kesin çizgilerle ortaya koymayı düşünen Lozanov, işe dil öğrenen süjelerin elverişli psikolojik durumlarını inceleyerek başladı.
Bu konuda yapmış olduğu deneysel araştırmalarının özetini 1971’de bir kitap halinde yayınladı. Kitap “TELKİN BİLİM” adı altında İngilizceye de tercüme edilmiştir.
Prof. Lozanov telkin bilimde yeni bir çığır açmıştır. Telkin yardımıyla tedavi ve eğitim bu yeni psikolojik keşiflerin ürünüdür.
Telkin bilimin dayandığı teorik temelleri özetlemek gerekirse;
* Bütün insanlar telkine yatkın bir yapıya sahiptir, ancak kişiye özel durumlara göre telkine hassasiyet değişebilir.
* Uyanık durumda iken, şuuraltımızın ruhsal aktivitesi üzerinde telkin güçlü bir etkinliğe sahiptir.
* Telkin, ciddi ruhsal birikimlerin uzaklaştırılmasına büyük ölçüde yardımcı olur.
Psikolojik tedavinin amaçlandığı ipnoz durumlarında ve ilaçla tedavi gören hastalarda telkinin mucizevî gücü gözlenmiştir. Böylece telkin uyanık durumdaki (bilinci yerinde olan) kişilerde de uygulama alanı bulmuştur.
Yani telkin metodunda kullanılan teknikler yardımıyla kişiyi olumlu davranış ve düşüncelerden alıkoyan savunma ve bastırma mekanizmalarının önüne geçmek mümkündür.